Engellilerden engellilere engel

Tam başlatılış tarihini bilmiyorum fakat o e-posta bu sabah benim de gelen kutumdaydı. İki ayağını yüksek ihtimal sonradan kaybettiğini düşündüğüm genç bir kadın change.org’ta üniversiteye engel diye bir kampanya başlatmış. Kampanya linkini özellikle paylaşmıyorum çünkü zaten bir virüs gibi yayılıyor. Açıklamasını da, birçok insanda acıma hissi uyandıracak cümlelerle süslemiş. Şimdi o “hayata 1-0 yenik” devam eden arkadaşın açıklamasına bende kendi yaşadıklarımdan bir yanıt yazacağım. Dikkatlice okuyup, dilerseniz de paylaşırsanız, memnun olurum.

“Ben 20 yaşındayım ve 2 ayağımı kaybettim, engelliyim. En büyük hayalim üniversite okumak ancak bizler hayata 1-0 yenik başladığımız için eşitlemek baya zor.”
1- Ben 23 yaşındayım ve 23 yıldır görme engelliyim. Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sosyoloji bölümü, dördüncü sınıf öğrencisiyim. Benim çocukken en büyük hayalim astronot olmaktı ama, daha önce hiç kör bir astronotun olmadığını bilmiyordum. İlkokulu, ve liseyi “normal” öğrencilerle birlikte devlet okullarında okudum. “hayata 1-0 yenik başladım” demedim. Engel varsa, çözümü de var. Önemli olan, o çözümü üretmek, kolaya kaçmak değil!

“Ancak bu durumun yanı sıra hayatın çevrenin de adaletsizliği de üstüne binince hayatta zorluklarla mücadele etmek baya zorlaşıyor. Benim en büyük hayalim olan üniversiteye girmem de imkansızlaşıyor. Çünkü karşıma hayatın eşitsizliği çıkıyor.”
2- Sevgili genç arkadaş, Hayatın ve çevrenin adaletsizliğini bahane edip çözümü ayrımcılıkta aramaya devam ederseniz, kişisel gelişiminiz açısından hiçbir ilerleme kaydedemez, aksine, böyle acı dolu cümlelerle milyonlarca engellinin arasında sayıları toplasan 100-200 kişiyi geçmeyecek aktivist, başarılı, karşılaştıkları engellerle nereden kaynaklanıyor olursa olsun mücadele eden, çözümler üreten insanların santim santim açtıkları yola, üstelik siz de bir engelli olarak en büyük taşlardan birini koymuş olursunuz. Sizin en büyük hayaliniz olan üniversiteye girmeniz imkansızlaşıyorsa, nasıl bu kadar engelli üniversite öğrencisi olabiliyor?
(BKZ: Eğitimde Görme Engelliler Derneği, ÜNİVERSİTELERDE ENGELLİLERE YÖNELİK ERİŞİLEBİLİRLİK HUSUSUNDA MEVCUT DURUM ANALİZİ: 2014-2015, s.29, http://www.engelsizuniversite.org/universitelerde-engellilere-yonelik-er... )

“Evet diğer sağlıklı öğrenciler üniversite için dershane, okul, özel ders aldılar. İş bu ki bizim hayatımız hastane, ev, okul arasında. Evimizden çok hastanelerde olduğumuz için bir darbe de eşitsizlik olan üniversite sınavlarından geliyor. Sağlıklı bir insanla engelli bir insanı aynı kefeye koyarsan sağlıklı bir insan daha ağır gelir. Bu durumda engellilerin sağlıklı insanlar ile aynı sınava girmesi de böyle bir durum işte.”
3- Türkiye’de üniversite sınavlarına giren bütün gençlerin özel dersler aldığını, dershanelere gittiğini mi düşünüyorsunuz? Büyük şehirlerde, ailesinin maddi durumu oldukça iyi olan, sizinde bahsettiğiniz gibi özel dersler alan, dershanelere giden öğrencilerle, okuldan sonra ailesine destek olmak için çalışmak zorunda kalan öğrencilerde aynı sınava giriyor. Bu durumda, maddi duruma göre de ayrı sınav mı yapılmalı? Sizin bireysel yaşantınız diğer engellilere genellenebilir mi? Sizce önemli olan ayrıştırıp, izole edip, farklı sınavlarla aynı yerlere girmek midir? Aynı sınavla aynı yerlere girmek midir? Sınavların herkes için eşit erişilebilir düzenlenmesi midir, geçici yöntemlerle, var olan sorunların gözardı edilmesinin sağlanması mıdır? Yüksek ihtimal Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı (EKPSS)’ndan haberiniz vardır? Bu sınavlarda, engelli adaylara sorulan soruların sizin deyişinizle sağlıklı insanlara sorulan sorulardan daha kolay olduğundan da haberiniz var mı? Peki neden? Bütün engelliler, zihinsel engelliler hariç, sağlıklı insanlara göre daha düşük IQ’ya mı sahiptir? EKPSS’den aldığı 75-80 puan ile, KPSS’den 85-90 puan alan bir sağlıklı kişiyle aynı kuruma atanan engellilere, bu insanların bakışı nasıl olur sizce?

“Sağlıklı bir insanla engelli bir insan nasıl eşit olabilir ki? Sağlıklı bir insan tekerlekli sandalyeyle nasıl gezmezken, engelli bir insan da aynı sınava giremez. Birinci neden bilgi eşit değil! İkincisi psikoekonomik durum. Engellilerin sağlığı için harcadığı paranın yarısı ile dersane diğer yarısı ile özel ders özel harcamalara gidiyor.”
4-) Sizin baktığınız yerden bakarsak, o zaman görme engelli bir insan da yemek yapamaz, değil mi? Görmüyor sonuçta. Onun yemeğini de başka birisi pişirsin, değil mi? Saydığınız nedenlerden ilki, “bilgi eşit değil”. Bir görme engelli olarak, birçok kitabı okuyamıyor olsam da hâlâ, üniversite sınavlarına çalışmak için kullanılan kitaplar bellidir, yöntemler bellidir. Siz, bir tekerlekli sandalye kullanıcısı olarak, dershaneye gidemiyor ya da maddi durumunuzdan dolayı özel ders alamıyor olabilirsiniz fakat, bir iki yayınevinin üniversiteye hazırlık setini de mi alamıyorsunuz? İkincil olarak gösterdiğiniz neden de yine daha çok sizin kişisel yaşantınıza endeksli. Evet, ne yazık ki ülkemizde engellilik de pahalı. Bir tekerlekli sandalyenin fiyatı, doğru düzgün bir beyaz bastonun fiyatı hep çok yüksek fakat, konu yine yukarıda da bahsettiğim maddi duruma göre sınav mevzusuna geliyor.

“Şimdi diyeceksiniz açıköğretim oku, ancak ben açıköğretim okumak istemiyorum, ben kendi çabamla okulu bitirmek, normal bir öğrenci gibi üniversite okumak, her şeye rağmen herkese rağmen o vize stresi, final gerginliğini hissetmek istiyorum.”
5-) zaten açık öğretim okumak zorunda değilsiniz. Siz, gerçekten kendi çabanızla birşeyler yapmak istiyorsanız, oturup şu kampanyayı oluşturduğunuz sürede, gerçekten çalışan, birşeyler yapmak için uğraşan engelli derneklerini araştırabilir, daha eşit, daha engelsiz, daha erişilebilir bir sınav için, ÖSYM’ye bir dilekçe yazabilirdiniz.

“BEN OKUYUP KENDİ MESLEĞİMİ YAPMAK İSTİYORUM, ÇOK MU? İşte bu yüzden sesimin duyulmasına yardım edin... Benim tek hayalim üniversite okumak. Ve benim durumumda olan insanların üniversite hayallerinin gerçek olması...”
6-) şimdi ben size soruyorum: bir engelli olarak, ayrı sınavlarla, muafiyetlerle, “pozitif ayrımcılıklarla” kazanıp okuduğunuz bir üniversiteden mezun olup kendi mesleğinizi mi yapmak istersiniz yoksa, “pozitif ayrımcılığa” gerek duymadan, tüm diğer öğrencilerle aynı sınavlara, aynı derslere girip, aynı okuldan mezun olup, tüm insanlarla bir arada, eşit bir şekilde, erişebileceğiniz yollarla ulaşabileceğiniz erişilebilir binalarda mı kendi mesleğinizi yapmak istersiniz?

Not: bu yazıyı kaç kişi okur, kaç kişinin dikkatini çeker bilmiyorum ama, engelli olmayanlara ve engelli olup da, engelleriyle mücadele etmek yerine, kolay yoldan engellerini “avantaja” çevirmeye çalışanlara da söyleyeceklerim var. Evet evet, özellikle her gördüğü engelliye acıyarak bakanlardan, engellilere acınarak bakılmasına sebep/destek olanlardan, herkesin yaptığı basit şeyleri bir engelli yaptığında onu ulvi bir varlıkmış gibi görenlerden sadece bir tek şey istiyorum. Düşünün! Okuduğunuzun ne olduğunu düşünün. Bu nasıl bir kampanya, düşünün! İleride nelere sebep olabileceğini düşünün! Ve yine, düşünün! Sizin günlük yaşantınızda yaptığınız herşeyin, farklı organları kullanmadan da yapılabileceğini, düşünün! Bunun bir üstün yetenek, aşırı bir çaba ya da tanrısal bir kabiliyet olmadığını, düşünün!

!!!AYRILIK, AYRIMCILIK DEĞİL!!!
!!!EŞİTLİK, ERİŞİLEBİLİRLİK, BİRLİKTELİK!!!
A. Çağrı Turan

Kategori: